Piyasalar, yurtiçi makroekonomik ve politik gelişmeleri bir kenara bırakarak, durgunluk sinyalleriyle tüm dünya ekonomisini tehdit eden ABD ekonomisi ve verilerine odaklandı. ABD ekonomisinin durgunluk beklentisi ve bunun küresel ekonomiyi yavaşlatacağına yönelik endişeler piyasalarda moralleri bozarken, risk iştahının da azalmaya başladığı görülüyor. Kısa vadede belirsizlik ve risklerin etkisi altında, küresel piyasalarda dalgalı bir seyir izleniyor.
Geçtiğimiz hafta, olası bir krize önlem olması ve ABD ekonomisinin durgunluğa girmesinin önlenmesi amacıyla ABD Merkez Bankası (FED) 50 baz puanlık faiz indirimine gitti ve ABD Temsilciler Meclisinden ekonomiyi canlandırmayı hedefleyen paketi geçirdi. Her ne kadar piyasalarda uzun soluklu olmayan bir tepki hareketi görülse de, söz konusu önlemler, yatırımcıları ikna etmeye yetmedi.
Öte yandan, IMF'nin yaptığı açıklamada, ABD ekonomisi için oldukça kötümser bir tablo ortaya çıktı. IMF, ABD ekonomisinin 2008 yılı sonunda yaklaşık %0,8 oranında büyüyeceği ve merkez bankalarının sadece faiz indirimiyle küresel durgunluğun önüne geçemeyeceği ifade edildi. Olası bir krizin, en çok gelişmekte olan ülkeleri etkileyeceği görüşü ağırlık kazanırken, cari açığı yüksek ülkelerde de ciddi sıkıntılara yol açması konuşulan senaryolar içinde yer alıyor.
Yurtdışındaki olumsuz gelişmelere ek olarak, politik arenada gerilimin artması Türkiye için ciddi bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Türban konusunun geçtiğimiz hafta boyunca gündemin başında yer alması, AB ve IMF tarafından dillendirilen reformların, 301. madde, Sosyal Güvenlik Kanunu ve Ticaret Kanunu gibi, ertelenmesine neden oluyor.
Bu hafta yurtiçinde; ocak ayı enflasyon verileri, Merkez Bankası aylık fiyat gelişmeleri raporu, aralık ayı sanayi üretimi endeksi ve TCMB şubat ayı ikinci yarısına ait beklenti anketi sonuçları açıklanacak. İş yatırım için tahminlerimiz; TÜFE için %1,1, ÜFE için %0,95. Hafta boyunca yurtiçinde türban konusu ile ilgili tartışmaların devam etmesini bekliyoruz. Mevcut riskler ve belirsizlikler nedeniyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda dalgalı seyrin devam etmesini bekliyoruz. Yurtdışı piyasaların aşağı yönlü seyretmesi durumunda, endekste satışlar derinleşebilir.
Yurtdışından Makroekonomik Gelişmeler
FED, faizi 50 baz puan indirerek %3 seviyesine çekti.
ABD Merkez Bankası (FED), faiz oranlarında yarım puan daha indirim yaparak gösterge faiz oranını %3 seviyesine çekti. Eylül ayından bu yana faizde beşinci indirimini yapan FED, en son 22 Ocak'ta 75 baz puan indirmişti. FED ıskonto oranlarını yarım puan indirerek %3,5 seviyesine çekti. Yapılan açıklamada ABD ekonomisinde büyümeye yönelik risklerin devam ettiğine dikkat çekilirken, gerekli tedbirleri almak için piyasaları yakından izlediğini duyurdu.
ABD'de büyüme %0,6 olarak açıklandı.
ABD Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 2007 yılının 4. çeyreğinde GSYİH, beklentilerin altında büyüdü. Böylece son 5 yılın en zayıf büyümesi gerçekleşmiş oldu. ABD ekonomi 2007 yılı genelinde %2,2 büyüme gösterdi.
ABD'de dayanıklı mal siparişleri beklentilerin üzerinde arttı.
ABD'de dayanıklı tüketim mali siparişleri aralık ayında beklentiler üzerinde artarak %5,2 olarak açıklandı. Beklentiler, siparişlerin %2,1 artacağı yönündeydi. Tüketim malları siparişleri savunma hariç %2,9 artış kaydetti. Kasım ayında dayanıklı mal siparişleri %0,1 düşüşten, %0,5 artışa revize edildi.
ABD'de konut satışları düştü.
ABD'de yeni konut satışları %26,4 oranında düşerek 774 bine geriledi. ABD'de konut fiyatları ise son 16 yılın en düşük düzeyinde seyrediyor.
ABD Temsilciler Meclisi, 146 milyar dolarlık paketi kabul etti.
ABDTemsilciler Meclisi, ekonomide iyileşmeyi amaçlayan 146 milyar dolarlık paketi kabul etti. Paketin, daha sonra Senato'da ele alınması gerekiyor. Ekonomiyi canlandırmayı planlayan pakette şirketler için 50 milyar, şahıslar içinse yaklaşık 100 milyar dolarlık vergi indirimi öngörülüyor. Bu planla Amerikan ekonomisinin resesyona girmesinin önlenmesi hedefleniyor.
Euro Bölgesi'nde enflasyon %3,2 seviyesinde.
AB'de ortak para kullanan 15 ülkenin dâhil olduğu Euro Bölgesi'nde enflasyon, yılın ilk ayında %3,2 düzeyine çıktı. Resmi istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine ortalama enflasyon oranları 2007 yılında Euro Bölgesi'nde %3,1 ve AB'de %3,2 seviyesindeydi. Avrupa Merkez Bankası, (AMB) orta vadede %2 seviyesinin altı olarak belirlediği hedefini aşan enflasyon karşısında ekonomideki yavaşlama ve ABD'deki kriz nedeniyle faiz artırımına gitmekten çekiniyor.
Eurostat, geçen yıl işsizlik oranlarının Euro Bölgesi'nde %7,2 ve AB'de %6,8 seviyesine indiğini duyurdu.
İşsizlik oranları bir önceki yıl Euro Bölgesi'nde %7,8 ve AB'de %7,6 düzeyindeydi.
IMF: "Gelişmekte olan ülkeler, yavaşlamadan etkilenecek."
Dünya Ekonomik Görünümü raporunda Uluslararası Para Fonu (IMF), global büyümeye yönelik risk dengesinin hala aşağı yönlü olduğunu ve en büyük riskin finans piyasalarında devam eden kargaşanın gelişmiş ekonomilerde iç talebi azaltması olduğunu söyledi. IMF, finans piyasalarındaki kargaşanın yarattığı riskin gelişmekte olan piyasalar ve kalkınmakta olan ekonomilere yayılması riski bulunduğunu işaret etti. Ancak Uluslararası Para Fonu, iç talebi güçlü ivme gösteren bazı gelişmekte olan piyasaların yukarı yönlü potansiyel sunabileceğini vurguladı. IMF, bununla birlikte petrol fiyatlarında olası bir gerilemenin enflasyonist baskıları yavaşlatabileceğini belirtti.
Yurtiçinden Makroekonomik Gelişmeler
Merkez Bankası (MB) son Para Politikası Kurulu toplantısının detaylarını açıkladı. MB enflasyonun gerilemeye devam edeceğine inanıyor. Ancak, kısa vadede risklerin ön planda olduğunu kabul ediyor. MB, yurtdışındaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bu gelişmelerin hem kur üzerinden, hem de talep şartları aracılığıyla etkili olabilir. MB'nin temkinli duruşunu koruyacağını ancak ciddi bir şok olmadığı sürece ilk çeyrekte faiz indirmeye devam edeceğini tahmin ediyoruz.
TÜİK Aralık ayı dış ticaret verilerini açıkladı.
Ay içinde bir önceki yılın aynı dönemine göre %12,5 artan ihracat 9,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. İthalat ise %23 artarak 16,1 milyar dolar oldu. Böylece Aralık ayı dış ticaret açığı 6,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 2007 yılında dış ticaret açığı 62,8 milyar dolar seviyesine çıktı. Aralık ayı için 4,6 milyar dolarlık cari açık bekliyoruz.
Merkez Bankası (MB) Enflasyon Raporu'nu açıkladı.
MB, enflasyon hedeflemesi yapan diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye'deki enflasyon düşüşünün oldukça başarılı olduğunun altını çiziyor. MB'nin kullandığı varsayımlarda, petrol fiyatları tahminini 70 dolardan 85 dolara yükseltildiğini ve gıda fiyatlarında beklenen düzeltmenin seviyesinin aşağı çekildiğini görüyoruz. Petrol fiyat varsayımı değişikliğinin TÜFE'ye etkisi 0,5 yüzde puan (yp), enerji zamlarının etkisinin 0,6yp olması bekleniyor. Toplam etki 1,1yp olacak. MB enflasyonun %70 olasılıkla 2008'de %4,1-6,9 aralığında, 2009'da %1,8-%5,5 aralığında olacağını tahmin ediyor. Piyasada oluşacak ilk beklenti faiz indirimlerinin duracağı yönünde olacak. Ancak büyüme tarafındaki endişeler nedeniyle faiz indirimlerinin ilk çeyrekte devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Hazine Şubat ayı iç borçlanma stratejisini açıkladı.
Ay içerisinde 4 5,6 milyar YTL'si piyasaya olmak üzere toplam 6,1 milyar YTL'lik iç borç ödemesi gerçekleştirilecek. İtfa programına göre, en yüksek iç borç ödemesi 20 Şubat'ta gerçekleştirilecek. Hazine 4,1 milyar YTL'lik piyasa itfasına karşılık 5,6 milyar YTL borçlanma gerçekleştirilecek. Hedeflenen toplam iç borçlanma oranı %75. 19 Şubat'ta TÜFE'ye endeksli tahvilin yeniden ihracı gerçekleştirilecek.
Yurtiçinden Politik Gelişmeler
Türban konusu politik gündemi meşgul etmeye devam ediyor, ancak 301. madde gibi tartışmalı konular geri plana atılmış durumda. Anayasa değişikliği konusundaki süreç devam ederken, önümüzdeki günlerde gerilimin atma ihtimali var. Ancak referanduma gidilip gidilmeyeceği, Cumhurbaşkanı Gül'ün konu ile ilgili tutumu, ordu ve üniversite rektörlerinden gelecek tepki ve yorumlar, anayasa mahkemesine götürülmesi durumunda çıkacak sonuç halen risk faktörü olmaya devam ediyor. Türban konusuna AKP'nin uzlaşmacı yaklaşımının mevcut durumda piyasaları tedirgin etmediğini ve gündemi 301. maddeden uzaklaştırdığını düşünüyoruz. Her ne kadar riskler devam etse de, şu anki durumda piyasaların negatif tepki vermeyeceğini düşünüyoruz.
AKP ve MHP'nin uzlaştığı türban paketi Meclis'te.
Anayasa’nın 10 ve 42. maddeleri ile YÖK Kanunu'nun ek 17. maddesinde değişiklik öngören teklif Meclis'e sunuldu. Teklifin Genel Kurulda 6 Şubat'ta oylamaya açılması beklenen öneri paketinin ikinci oylamasının ise 9 Şubat'ta yapılması bekleniyor. Anayasa değişikliği için 367 çoğunluk gerekiyor, MHP ve AKP milletvekilleri ise 410 sandalye ile değişiklikleri geçirmekte zorlanmayacaktır. Ancak meclis oylamasında 330-367 arası bir oy çıkarsa, değişiklik paketi referanduma götürülecek. 367'yi bulursa bile Cumhurbaşkanı'nın değişiklik paketini referanduma götürme yetkisi var. CHP değişiklik paketini Anayasa mahkemesine taşıyacak, öte yandan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konu ile ilgili net bir kararı yok.
Kısa vadeli mevduat ve gecelik repo, bonoya göre daha avantajlı
Bono piyasası haftanın son işlem gününe %16,35 seviyesinden başladı. Faiz hadlerindeki kademeli düşüş, satış fırsatı olarak algılandı. Faiz indirim beklentisinin azalmasıyla gün içinde ağırlıklı olarak satıcılı bir seyir izlendi. 07.10.09 itfa tarihli gösterge kıymetin bileşik faizi gün içinde %16,33-16,44 bandında seyretti.
Merkez Bankasının faiz indirimlerine yönelik olumlu tablonun bozulması ve yurtdışındaki dalgalı seyrin devam etmesiyle uzun vadeli faizlerin % 16,35-16,75 bileşik bandında seyretmesini bekliyoruz.
Orta vadeli eurotahviller için AL önerisi veriyoruz
Gelişmekte olan ülke eurotahvil piyasaları haftanın son işlem günü kararsız ve zayıf bir seyir izledi. Beklentilerin altında gelen ABD istihdam verileri ve olumlu gelen ISM İmalat verisi piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. ABD'de ekonomik durgunlukla ilgili artan endişeleri nedeniyle 10 yıllık ABD tahvillerinin getirisi %3,66 seviyesinden %3,55'in altına geriledi. Yurtdışından gelen olumsuz haberlerin etkisiyle, Türk eurotahvillerinde düşük işlem hacmi görüldü. Türkiye 2030 vadeli gösterge eurotahvili Londra seansını 5 sent artışla 156,95 dolardan tamamlarken, 5 yıllık CDS'ler 200/203 bandında işlem gördü.
ABD devlet tahvillerindeki yükseliş sonrasında artan spredler nedeniyle orta vadeli Türk eurotahvillerinde alış tavsiye etmeye başladık. Uygulanan sıkı maliye politikaları ve yüksek özelleştirme gelirlerine paralel azalan dış borç stokunun orta vadede Türk eurotahvillerinin değer kazanmasını desteklemesini bekliyoruz.
Hisse senedi piyasası genelinde alım tavsiye etmiyoruz
İMKB-100, geçtiğimiz haftanın son işlem günü kayıplarının bir bölümünü geri aldı. Endeks, cuma gününü 1,754 puan ve %4,1 değer artışıyla 44,452 seviyesinden tamamladı. Haftalık kayıp %2,3 oldu. ABD'den gelen olumsuz verilere karşın, şirket bazlı olumlu haberlerin etkisiyle piyasalar kayıplarının bir bölümünü geri aldı.
Endeks gün içinde en yüksek 44,751 seviyesini test etti. Ancak, ABD verileri ardından yükseliş hız kesti. Endeks en düşük 43,525 seviyesini gördü. Ancak, kısa süreli satışların ardından piyasalarda toparlanma kaydedildi. Endekste gerçekleşen işlem hacmi 1,8 milyar YTL oldu.
Yurtdışında açıklanacak makroekonomik verilerin ve yurtdışı piyasaların seyrinin, yurtiçi piyasalar açısından belirleyici olmaya devam etmesini bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde açıklanacak makroekonomik veriler, ABD ekonomisinin gidişatı açısından yakından takip edilecek.
9 Şubat 2008 Cumartesi
7 Şubat 2008 Perşembe
19 Şubat Krizi
Kasım 2000'in ikinci yarısında artan likidite sıkışıklığı ile su yüzüne çıkan kriz, mali piyasaları derinden sarstı. Bankalar hakkında ortaya atılan dedikoduların artması, bazı bankacı ve işadamlarının tutuklanmasıyla başlayan süreç piyasalar üzerindeki gerginliği artırdı.
Borsa satışların etkisi altında kalarak 1999 yılı seviyelerine gerilerken gecelik faizlerde rekor artış yaşandı. Kısa bir süre içinde Türkiye'den 7 milyar dolarlık döviz çıkışı gerçekleşti. Hükümetin krizin önünü kesebilmek için aldığı tedbirler işi yaramazken IMF'den Aralık başında sağlanan 10.4 milyar dolarlık ek destek gerginliği biraz olsun yatıştırdı.
ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI
2000 yılının başında IMF ile yapılan stand-by çerçevesinde yürürlüğe giren yeni programın amacını enflasyonla mücadele oluşturuyordu. Enflasyon artışına paralel olarak döviz artışı makul görülürken TL cazip hale getiriliyordu. Güven unsurunun ön planda olması hükümetin iç borçlanmada sorun yaşamamasını kolaylaştırıyor, düşen faizler talebi canlandırırken ucuzlayan döviz ithalatı patlatıyordu. Ama bu olayların sadece bir yüzüydü.
Arka planda ise vahim sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkmaktaydı. Durumu gittikçe kötüleşen kamu bankaları sistemi yıpratıyordu. Bir türlü gerçekleşmeyen reform ve düzenlemeler ise sıkıntıları artırıyordu. Makro dengelerdeki sorun açığa çıktıkça yabancı yatırımcının da gözü korkmaya başladı.
KRİZ BAŞLIYOR
Kasım 2000 ortalarında piyasadaki sıkıntı artarak hissedilmeye başladı. Bankalar hakkındaki dedikodu sistemin daha da tıkanmasına neden oldu. 8 Kasım 2000'de Global Menkul'un sahibi Kutman'ın banka operasyonları çerçevesinde tutuklandığı söylentileri, 13 Kasım'da Egebank'ın eski sahibi Hüseyin Bayraktar'ın gözaltına alması ve Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner ile oğlu Hakan Balkaner'in Mali Şube'de sorgulanması panik havasını körükledi.
Bu gelişmeler yatırımcıların bono piyasasından kaçmasına yol açarken, 16 Kasım'da repo faizleri hızla yükseldi. 17 Kasım günü Türkiye'den 109 milyon dolar çıktı. Merkez Bankası piyasaya para vererek sıkışıklığı gidermeye çalıştı. 20 Kasım günü mali piyasalardaki krizin ilk kıvılcımı Borsa'da yaşandı.
İMKB Ulusal-100 Endeksi yüzde 7.1 oranında geriledi. Gelişmelerden rahatsız olan yabancılar borsa ve bonodaki portföylerini bozup dövizlerini alarak Türkiye'yi terk etmeye başladı. Bono faizleri yüzde 50 seviyelerinde kalırken gecelik repo faizler yüzde 100'ün üzerine çıktı.
PİYASA DEDİKODULARA TESLİM OLDU
Demirbank'ın içine düştüğü bunalım daha da artarken banka hakkındaki söylentiler iyice yayıldı. Gelişmeler karşısında Başbakan Ecevit ekonomide dedikodulara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. BDDK Başkanı Temizel de bazı bankaları uyarırken bu kadar dedikoduya ABD'deki bankaların bile dayanamayacağını söyledi. Piyasalar, hükümetten gelen uyarılara kulak asmadı.
28 Kasım günü Borsa yüzde 9 daha düşerek, 9.646 seviyesine geldi. Yüzde 90'lara kadar gerileyen gecelik faizler bir anda yüzde 240'a fırladı. Bazı bankalar piyasaya likidite vermek istemedi. Merkez Bankası'nın döviz rezervi hızla erdi. BDDK Başkanı Temizel ve Merkez Bankası Başkanı Erçel, 19 piyasa yapıcı bankanın temsilcileri ile İstanbul'da toplandı. Ertesi gün ise Başbakan Ecevit, ekonomi kurmaylarını toplayarak piyasalardaki dalgalanmayı masaya yatırdı. IMF ile acil yardım paketi için görüşmeler başladı. Sistemden çıkan para 6 milyar dolara yaklaştı.
IMF YARDIMA KOŞTU...
30 Kasım'da Merkez Bankası'nın döviz karşılığı piyasaya para vereceği açıklaması, piyasalarda gecelik faizleri yüzde 400'e tırmandırırken, Borsa yüzde 8 daha geriledi. IMF, Türkiye'ye yardım için acilen toplandı. Bu arada IMF'nin istekleri doğrultusunda Bakanlar Kurulu, Telekom'un yüzde 33.5'lik bölümünün özelleştirilmesi ve yönetim yetkisinin verilmesi ile, motorlu taşıtlar vergisi ve taşıt alım vergisinin yılbaşından itibaren yüzde 60 yükseltilmesi, bunun LPG'li araçlar için 5 kata kadar artırılabilmesini kararlaştırdı. Kamu bankaların özelleştirilmesi amacıyla yeniden yapılandırma komisyonu oluşturuldu.
Merkez Bankası 1 Aralık günü piyasaya likidite vermekten vazgeçti. Dövize hücum azalırken ciddi boyutlara varan TL sıkışıklık nedeniyle gecelik repo faizleri yüzde 1.700'lere çıktı. Borsa 7.977 seviyesine kadar indi. Bu gelişmelerin ardından gelen IMF ile anlaşıldığı yönündeki haberler Borsa'yı yüzde 20 yükseltti. Gecelik faiz oranları yüzde 1.500'lerden 180'lere indi. 6 Aralık günü ise Başbakan Ecevit'in IMF'den 10.4 milyar dolar geleceğini söylemesi ile piyasalar sonunda rahat bir nefes aldı. Aynı gün Demirbank ve Park Yatırım Bankasına da el konuldu.
İŞADAMLARI HÜKÜMETİ ELEŞTİRİYOR
Programa destek veren işadamları Kasım krizinin ardından hükümete yönelik eleştirilerini artırdılar. TÜSİAD, ATO ve TOBB arasında destek konusunda tartışma başladı. Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, son günlerde yaşanan bazı olumsuzluklar karşısında yılmamak gerektiğini, Türkiye'nin bu mücadeleden galip çıkmaktan başka alternatifi olmadığını söyledi.
ULUSLARARASI DESTEK
Aralık ayında uluslararası kuruluşlardan Türkiye'ye yönelik olumlu destek moralleri artırdı. Moody's, Türkiye'nin ülke döviz ve döviz cinsinden mevduat notlarını B1 ve B2 olarak teyit etti. Moody's açıklamasında, ülke görünümünün de olumlu (pozitif) olarak korunduğu bildirildi. Hazine, uluslararası bankalardan sağladığı 1 milyar dolarlık sendikasyon kredisine ilişkin anlaşma imzalandı. Türkiye'nin, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) sağladığı 10.4 milyar dolar kredinin 2.8 milyar dolar tutarındaki dilimleri 28 Aralık'ta Hazine hesaplarına geçti.
YENİ YIL YENİ UMUTLAR
Borsa yeni yıla 9.437, dolar 677 bin, mark da 322 bin liradan başladı. Bankacılık sektörünün sorunlarının ciddiyetini anlayan hükümet bu konuda çalışmalar başlattı. Bankaları yakından izleyen hükümet, ihalelerde yüksek faiz teklifi verilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Sakinleşen piyasalarda faizler yüzde 50'nin altına düşünce, İMKB 11 bin puanı da aştı. Hala üzerindeki tedirginliği atamayan piyasalara moral verme sırası IMF ve Dünya Bankası'na geldi.
IMF 1. Başkan Yardımcısı Fischer, Türkiye'nin krizden hızla çıktığını söyledi. Ardından Dünya bankası Başkanı James Wolfenson Türkiye'nin krizden çıkmaya başladığını bildirdi. 3 Şubat'ta açıklanan enflasyon rakamlarına göre TEFE yüzde 28.3, TÜFE ise yüzde 35.9'a indi. 2002 yılının finans sektöründeki ilk operasyonunda İhlas Finans'ın faaliyet izni kaldırıldı.
Borsa satışların etkisi altında kalarak 1999 yılı seviyelerine gerilerken gecelik faizlerde rekor artış yaşandı. Kısa bir süre içinde Türkiye'den 7 milyar dolarlık döviz çıkışı gerçekleşti. Hükümetin krizin önünü kesebilmek için aldığı tedbirler işi yaramazken IMF'den Aralık başında sağlanan 10.4 milyar dolarlık ek destek gerginliği biraz olsun yatıştırdı.
ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI
2000 yılının başında IMF ile yapılan stand-by çerçevesinde yürürlüğe giren yeni programın amacını enflasyonla mücadele oluşturuyordu. Enflasyon artışına paralel olarak döviz artışı makul görülürken TL cazip hale getiriliyordu. Güven unsurunun ön planda olması hükümetin iç borçlanmada sorun yaşamamasını kolaylaştırıyor, düşen faizler talebi canlandırırken ucuzlayan döviz ithalatı patlatıyordu. Ama bu olayların sadece bir yüzüydü.
Arka planda ise vahim sonuçlar yavaş yavaş ortaya çıkmaktaydı. Durumu gittikçe kötüleşen kamu bankaları sistemi yıpratıyordu. Bir türlü gerçekleşmeyen reform ve düzenlemeler ise sıkıntıları artırıyordu. Makro dengelerdeki sorun açığa çıktıkça yabancı yatırımcının da gözü korkmaya başladı.
KRİZ BAŞLIYOR
Kasım 2000 ortalarında piyasadaki sıkıntı artarak hissedilmeye başladı. Bankalar hakkındaki dedikodu sistemin daha da tıkanmasına neden oldu. 8 Kasım 2000'de Global Menkul'un sahibi Kutman'ın banka operasyonları çerçevesinde tutuklandığı söylentileri, 13 Kasım'da Egebank'ın eski sahibi Hüseyin Bayraktar'ın gözaltına alması ve Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner ile oğlu Hakan Balkaner'in Mali Şube'de sorgulanması panik havasını körükledi.
Bu gelişmeler yatırımcıların bono piyasasından kaçmasına yol açarken, 16 Kasım'da repo faizleri hızla yükseldi. 17 Kasım günü Türkiye'den 109 milyon dolar çıktı. Merkez Bankası piyasaya para vererek sıkışıklığı gidermeye çalıştı. 20 Kasım günü mali piyasalardaki krizin ilk kıvılcımı Borsa'da yaşandı.
İMKB Ulusal-100 Endeksi yüzde 7.1 oranında geriledi. Gelişmelerden rahatsız olan yabancılar borsa ve bonodaki portföylerini bozup dövizlerini alarak Türkiye'yi terk etmeye başladı. Bono faizleri yüzde 50 seviyelerinde kalırken gecelik repo faizler yüzde 100'ün üzerine çıktı.
PİYASA DEDİKODULARA TESLİM OLDU
Demirbank'ın içine düştüğü bunalım daha da artarken banka hakkındaki söylentiler iyice yayıldı. Gelişmeler karşısında Başbakan Ecevit ekonomide dedikodulara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. BDDK Başkanı Temizel de bazı bankaları uyarırken bu kadar dedikoduya ABD'deki bankaların bile dayanamayacağını söyledi. Piyasalar, hükümetten gelen uyarılara kulak asmadı.
28 Kasım günü Borsa yüzde 9 daha düşerek, 9.646 seviyesine geldi. Yüzde 90'lara kadar gerileyen gecelik faizler bir anda yüzde 240'a fırladı. Bazı bankalar piyasaya likidite vermek istemedi. Merkez Bankası'nın döviz rezervi hızla erdi. BDDK Başkanı Temizel ve Merkez Bankası Başkanı Erçel, 19 piyasa yapıcı bankanın temsilcileri ile İstanbul'da toplandı. Ertesi gün ise Başbakan Ecevit, ekonomi kurmaylarını toplayarak piyasalardaki dalgalanmayı masaya yatırdı. IMF ile acil yardım paketi için görüşmeler başladı. Sistemden çıkan para 6 milyar dolara yaklaştı.
IMF YARDIMA KOŞTU...
30 Kasım'da Merkez Bankası'nın döviz karşılığı piyasaya para vereceği açıklaması, piyasalarda gecelik faizleri yüzde 400'e tırmandırırken, Borsa yüzde 8 daha geriledi. IMF, Türkiye'ye yardım için acilen toplandı. Bu arada IMF'nin istekleri doğrultusunda Bakanlar Kurulu, Telekom'un yüzde 33.5'lik bölümünün özelleştirilmesi ve yönetim yetkisinin verilmesi ile, motorlu taşıtlar vergisi ve taşıt alım vergisinin yılbaşından itibaren yüzde 60 yükseltilmesi, bunun LPG'li araçlar için 5 kata kadar artırılabilmesini kararlaştırdı. Kamu bankaların özelleştirilmesi amacıyla yeniden yapılandırma komisyonu oluşturuldu.
Merkez Bankası 1 Aralık günü piyasaya likidite vermekten vazgeçti. Dövize hücum azalırken ciddi boyutlara varan TL sıkışıklık nedeniyle gecelik repo faizleri yüzde 1.700'lere çıktı. Borsa 7.977 seviyesine kadar indi. Bu gelişmelerin ardından gelen IMF ile anlaşıldığı yönündeki haberler Borsa'yı yüzde 20 yükseltti. Gecelik faiz oranları yüzde 1.500'lerden 180'lere indi. 6 Aralık günü ise Başbakan Ecevit'in IMF'den 10.4 milyar dolar geleceğini söylemesi ile piyasalar sonunda rahat bir nefes aldı. Aynı gün Demirbank ve Park Yatırım Bankasına da el konuldu.
İŞADAMLARI HÜKÜMETİ ELEŞTİRİYOR
Programa destek veren işadamları Kasım krizinin ardından hükümete yönelik eleştirilerini artırdılar. TÜSİAD, ATO ve TOBB arasında destek konusunda tartışma başladı. Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, son günlerde yaşanan bazı olumsuzluklar karşısında yılmamak gerektiğini, Türkiye'nin bu mücadeleden galip çıkmaktan başka alternatifi olmadığını söyledi.
ULUSLARARASI DESTEK
Aralık ayında uluslararası kuruluşlardan Türkiye'ye yönelik olumlu destek moralleri artırdı. Moody's, Türkiye'nin ülke döviz ve döviz cinsinden mevduat notlarını B1 ve B2 olarak teyit etti. Moody's açıklamasında, ülke görünümünün de olumlu (pozitif) olarak korunduğu bildirildi. Hazine, uluslararası bankalardan sağladığı 1 milyar dolarlık sendikasyon kredisine ilişkin anlaşma imzalandı. Türkiye'nin, Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) sağladığı 10.4 milyar dolar kredinin 2.8 milyar dolar tutarındaki dilimleri 28 Aralık'ta Hazine hesaplarına geçti.
YENİ YIL YENİ UMUTLAR
Borsa yeni yıla 9.437, dolar 677 bin, mark da 322 bin liradan başladı. Bankacılık sektörünün sorunlarının ciddiyetini anlayan hükümet bu konuda çalışmalar başlattı. Bankaları yakından izleyen hükümet, ihalelerde yüksek faiz teklifi verilmemesi konusunda uyarıda bulundu. Sakinleşen piyasalarda faizler yüzde 50'nin altına düşünce, İMKB 11 bin puanı da aştı. Hala üzerindeki tedirginliği atamayan piyasalara moral verme sırası IMF ve Dünya Bankası'na geldi.
IMF 1. Başkan Yardımcısı Fischer, Türkiye'nin krizden hızla çıktığını söyledi. Ardından Dünya bankası Başkanı James Wolfenson Türkiye'nin krizden çıkmaya başladığını bildirdi. 3 Şubat'ta açıklanan enflasyon rakamlarına göre TEFE yüzde 28.3, TÜFE ise yüzde 35.9'a indi. 2002 yılının finans sektöründeki ilk operasyonunda İhlas Finans'ın faaliyet izni kaldırıldı.
Görünmeyen El Mekanizması
Serbest piyasa mekanizmasını ifade eden bu kavram, Adam Smith tarafından ortaya atılmıştır. İktisadi hayatta düzeni sağlayan ve hangi malların, kimler için, ne miktarlarda üretileceği gibi temel ekonomik sorunları çözümleyen bir görünmez el (serbest fiyat mekanizması) vardır. O nedenle hükümetler ekonomik hayata müdahale etmemelidirler görüşü, Görünmeyen El Mekanizması'nın savunucusu konumundaki Neo-Klasik iktisatçılar tarafından hararetle savunulmuştur.
Görünmeyen El Mekanizması sayesinde, ekonomide oluşan arz veya talep fazlalığı erir ve piyasa tekrar denge noktasına geri döner. Görünmeyen El Mekanizması talebin tamamiyle kırıldığı 1929 Büyük Buhranı esnasında, piyasaları dengesizlikten kurtarmaya yetmemiştir, bir mekanizma olarak çalışamamıştır.
Görünmeyen El Mekanizması sayesinde, ekonomide oluşan arz veya talep fazlalığı erir ve piyasa tekrar denge noktasına geri döner. Görünmeyen El Mekanizması talebin tamamiyle kırıldığı 1929 Büyük Buhranı esnasında, piyasaları dengesizlikten kurtarmaya yetmemiştir, bir mekanizma olarak çalışamamıştır.
Batman’da 32 kuyuda petrol bulundu
Geçen yıl 40 kuyuda toplam 69 bin metrelik sondaj çalışması yaptıklarını ifade eden Coşkun, şöyle dedi:
“Geçen yıl bölgede 7 milyon varil petrol üretilerek ülke ekonomisine kazandırıldı. Bu yıl petrol arama konusunda hedefimiz 40 kuyuda 71 bin metre sondaj çalışması yapmak. En son olarak Diyarbakır’da Güney Kırtepe-2 sahasında petrol bulundu. Sondaj çalışmaları halen bu sahamızda sürmekte. Batman ve bağlı sahalarda üretimi artırmaya yönelik yüzey tesislerini güçlendirmek için çalışmalar yapıldı. Batı Raman sahasında AP-2’de yeni bir tesis kuruyoruz. Bunun temeli yakın zamanda genel müdürümüzün katılımıyla atılacak
“Geçen yıl bölgede 7 milyon varil petrol üretilerek ülke ekonomisine kazandırıldı. Bu yıl petrol arama konusunda hedefimiz 40 kuyuda 71 bin metre sondaj çalışması yapmak. En son olarak Diyarbakır’da Güney Kırtepe-2 sahasında petrol bulundu. Sondaj çalışmaları halen bu sahamızda sürmekte. Batman ve bağlı sahalarda üretimi artırmaya yönelik yüzey tesislerini güçlendirmek için çalışmalar yapıldı. Batı Raman sahasında AP-2’de yeni bir tesis kuruyoruz. Bunun temeli yakın zamanda genel müdürümüzün katılımıyla atılacak
DÜŞÜK KUR BORÇLARI HAFİFLETTİ
Merkez Bankası’na göre, 2007’deki 13.9 milyar YTL’lik bütçe açığına rağmen borç stokunda görülen iyileşmedeki temel belirleyici, döviz kuru gelişmelerinin olumlu etkisi oldu. Banka, ihracatçıların ve sanayicilerin tepkilerine yol açan düşük döviz kurunun, borç stokunu 2007’de 21.2 milyar YTL azalttığını hesapladı.
Borç stoku, döviz kuru etkisiyle 2006’da 6.4 milyar YTL yükselmişti. Kurun stoğu azaltıcı etkisi 2004’te de yaşanmış ve borç stoku 4.6 milyar YTL gerilemişti.
Merkez Bankası, borç stoğu tespitlerinin yer aldığı enflasyon raporunda 2008 için uyarılarda da bulundu. 2008 bütçesinde 2007’ye göre bir iyileşme öngörülmediğini vurgulayan banka, fiyat istikrarı açısından 2008’de kamuda etkinliği artıracak mikro düzenlemelerin daha da önem kazandığına dikkat çekti.
YEREL SEÇİM UYARISI
Banka, geçen yıl seçim döneminde devreye sokulan gider artırıcı uygulamaların 2008 bütçe harcamalarına gecikmeli etkisi olacağını vurguladı, 2009’daki yerel seçimler için de uyardı. Banka, yerel seçimlerin 2008 bütçesine olumsuz etkisinin en aza indirilmesinin fiyat istikrarının yakalanması açısından önemine dikkat çekti.
Borç stoku, döviz kuru etkisiyle 2006’da 6.4 milyar YTL yükselmişti. Kurun stoğu azaltıcı etkisi 2004’te de yaşanmış ve borç stoku 4.6 milyar YTL gerilemişti.
Merkez Bankası, borç stoğu tespitlerinin yer aldığı enflasyon raporunda 2008 için uyarılarda da bulundu. 2008 bütçesinde 2007’ye göre bir iyileşme öngörülmediğini vurgulayan banka, fiyat istikrarı açısından 2008’de kamuda etkinliği artıracak mikro düzenlemelerin daha da önem kazandığına dikkat çekti.
YEREL SEÇİM UYARISI
Banka, geçen yıl seçim döneminde devreye sokulan gider artırıcı uygulamaların 2008 bütçe harcamalarına gecikmeli etkisi olacağını vurguladı, 2009’daki yerel seçimler için de uyardı. Banka, yerel seçimlerin 2008 bütçesine olumsuz etkisinin en aza indirilmesinin fiyat istikrarının yakalanması açısından önemine dikkat çekti.
ENFLASYONDA İLERLEME
EMLAK BALONU PATLAYINCA DENGELER BOZULDU
Deloitte’un raporunda son yıllarda büyük dış ticaret açıkları veren ABD’nin bu açıklarının, tasarruf fazlasına sahip olan Çin ve diğer Asya ülkeleri tarafından finanse edildiği ve bu sayede ABD ekonomisinin ve ona bağlı olarak dünya ekonomisinin güçlü bir şekilde büyüdüğü hatırlatıldı. ABD’de faizlerin düşme eğilimiyle başlayan emlak piyasasındaki yükselme ise, kısa vadeli dolar faizlerinin yükselmeye başlamasıyla birlikte 2004 - 2006 döneminde düşüşe geçti.
Bu dönemde, özellikle 2005’ten başlayarak, ABD’de subprime diye adlandırılan düşük kaliteli mortgage kredileri arttı. Geri ödeme gücü kuşkulu kişi ve kurumlara verilen bu krediler bankalar tarafından hızla tahvile çevrilerek sermaye piyasalarını derinleştiren enstrümanlar haline geldi. 1980 yılında ABD’deki mortgage kredilerinin sadece yüzde 10’u tahvile dönüşürken, 2006 yılında bu oran yüzde 56’ya çıktı. Krediler geri dönmemeye başlayınca da riski paylaşarak yaygınlaştıran, öte yandan risklerini yok edemeyen finans kuruluşları zarar etmeye başladılar.
Panik piyasalara hakim olurken, bankalardan para çekilmeye ve sermaye hareketleri yavaşlamaya başladı, likidite bolluğu daralmaya başladı. Deloitte’un raporuna göre, bu yıl ABD ekonomisinde ılımlı bir yavaşlama veya ılımlı bir durgunluk, Avrupa’da ise daha yumuşak bir ekonomik yavaşlama beklenebileceği ifade ediliyor. Kurları güçlü olan Avrupa merkez bankalarının, enflasyon tehlikesinden fazla çekinmeden faiz oranları üzerinde oynayarak, ekonomilerine ivme kazandırabileceği kaydedildi.
2008 yılı içinde ekonomik büyümede dünya çapında yavaşlama beklenmekle birlikte, uzun vadeli olarak küresel ekonomik büyümenin devam etmesi öngörülüyor.
ENFLASYON YENİDEN SAHNEDE
Raporda, son yıllarda iyi kontrol edilebilen enflasyonun küresel ölçekte yeniden büyüme trendine girdiği kaydedildi. Rapora göre, varil fiyatı hızla 100 dolar seviyesine yaklaşan petrol faturasının dünya üretimindeki artışa paralel olarak yükselmesi, birçok ülkede para arzının artması ve Amerikan dolarının değer yitirmesi gibi gelişmeler enflasyonda yeniden kıpırdanmalara yol açtı. 2000’li yılların başında enflasyonu olmayan Çin’de bu oran yüzde 6.5’e çıkarken, ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede de enflasyon oranlarında artış görülmeye başlandı.
Deloitte’un raporunda son yıllarda büyük dış ticaret açıkları veren ABD’nin bu açıklarının, tasarruf fazlasına sahip olan Çin ve diğer Asya ülkeleri tarafından finanse edildiği ve bu sayede ABD ekonomisinin ve ona bağlı olarak dünya ekonomisinin güçlü bir şekilde büyüdüğü hatırlatıldı. ABD’de faizlerin düşme eğilimiyle başlayan emlak piyasasındaki yükselme ise, kısa vadeli dolar faizlerinin yükselmeye başlamasıyla birlikte 2004 - 2006 döneminde düşüşe geçti.
Bu dönemde, özellikle 2005’ten başlayarak, ABD’de subprime diye adlandırılan düşük kaliteli mortgage kredileri arttı. Geri ödeme gücü kuşkulu kişi ve kurumlara verilen bu krediler bankalar tarafından hızla tahvile çevrilerek sermaye piyasalarını derinleştiren enstrümanlar haline geldi. 1980 yılında ABD’deki mortgage kredilerinin sadece yüzde 10’u tahvile dönüşürken, 2006 yılında bu oran yüzde 56’ya çıktı. Krediler geri dönmemeye başlayınca da riski paylaşarak yaygınlaştıran, öte yandan risklerini yok edemeyen finans kuruluşları zarar etmeye başladılar.
Panik piyasalara hakim olurken, bankalardan para çekilmeye ve sermaye hareketleri yavaşlamaya başladı, likidite bolluğu daralmaya başladı. Deloitte’un raporuna göre, bu yıl ABD ekonomisinde ılımlı bir yavaşlama veya ılımlı bir durgunluk, Avrupa’da ise daha yumuşak bir ekonomik yavaşlama beklenebileceği ifade ediliyor. Kurları güçlü olan Avrupa merkez bankalarının, enflasyon tehlikesinden fazla çekinmeden faiz oranları üzerinde oynayarak, ekonomilerine ivme kazandırabileceği kaydedildi.
2008 yılı içinde ekonomik büyümede dünya çapında yavaşlama beklenmekle birlikte, uzun vadeli olarak küresel ekonomik büyümenin devam etmesi öngörülüyor.
ENFLASYON YENİDEN SAHNEDE
Raporda, son yıllarda iyi kontrol edilebilen enflasyonun küresel ölçekte yeniden büyüme trendine girdiği kaydedildi. Rapora göre, varil fiyatı hızla 100 dolar seviyesine yaklaşan petrol faturasının dünya üretimindeki artışa paralel olarak yükselmesi, birçok ülkede para arzının artması ve Amerikan dolarının değer yitirmesi gibi gelişmeler enflasyonda yeniden kıpırdanmalara yol açtı. 2000’li yılların başında enflasyonu olmayan Çin’de bu oran yüzde 6.5’e çıkarken, ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede de enflasyon oranlarında artış görülmeye başlandı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)