EMLAK BALONU PATLAYINCA DENGELER BOZULDU
Deloitte’un raporunda son yıllarda büyük dış ticaret açıkları veren ABD’nin bu açıklarının, tasarruf fazlasına sahip olan Çin ve diğer Asya ülkeleri tarafından finanse edildiği ve bu sayede ABD ekonomisinin ve ona bağlı olarak dünya ekonomisinin güçlü bir şekilde büyüdüğü hatırlatıldı. ABD’de faizlerin düşme eğilimiyle başlayan emlak piyasasındaki yükselme ise, kısa vadeli dolar faizlerinin yükselmeye başlamasıyla birlikte 2004 - 2006 döneminde düşüşe geçti.
Bu dönemde, özellikle 2005’ten başlayarak, ABD’de subprime diye adlandırılan düşük kaliteli mortgage kredileri arttı. Geri ödeme gücü kuşkulu kişi ve kurumlara verilen bu krediler bankalar tarafından hızla tahvile çevrilerek sermaye piyasalarını derinleştiren enstrümanlar haline geldi. 1980 yılında ABD’deki mortgage kredilerinin sadece yüzde 10’u tahvile dönüşürken, 2006 yılında bu oran yüzde 56’ya çıktı. Krediler geri dönmemeye başlayınca da riski paylaşarak yaygınlaştıran, öte yandan risklerini yok edemeyen finans kuruluşları zarar etmeye başladılar.
Panik piyasalara hakim olurken, bankalardan para çekilmeye ve sermaye hareketleri yavaşlamaya başladı, likidite bolluğu daralmaya başladı. Deloitte’un raporuna göre, bu yıl ABD ekonomisinde ılımlı bir yavaşlama veya ılımlı bir durgunluk, Avrupa’da ise daha yumuşak bir ekonomik yavaşlama beklenebileceği ifade ediliyor. Kurları güçlü olan Avrupa merkez bankalarının, enflasyon tehlikesinden fazla çekinmeden faiz oranları üzerinde oynayarak, ekonomilerine ivme kazandırabileceği kaydedildi.
2008 yılı içinde ekonomik büyümede dünya çapında yavaşlama beklenmekle birlikte, uzun vadeli olarak küresel ekonomik büyümenin devam etmesi öngörülüyor.
ENFLASYON YENİDEN SAHNEDE
Raporda, son yıllarda iyi kontrol edilebilen enflasyonun küresel ölçekte yeniden büyüme trendine girdiği kaydedildi. Rapora göre, varil fiyatı hızla 100 dolar seviyesine yaklaşan petrol faturasının dünya üretimindeki artışa paralel olarak yükselmesi, birçok ülkede para arzının artması ve Amerikan dolarının değer yitirmesi gibi gelişmeler enflasyonda yeniden kıpırdanmalara yol açtı. 2000’li yılların başında enflasyonu olmayan Çin’de bu oran yüzde 6.5’e çıkarken, ABD başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede de enflasyon oranlarında artış görülmeye başlandı.
7 Şubat 2008 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder